AKP ve yargı reformu
Ömer Faruk Eminağaoğlu

Ömer Faruk Eminağaoğlu

AKP ve yargı reformu

27 Mart 2021 - 11:59

Ülkemizde hukuk devleti ve yargı bağımsızlığını en güvenceli kılan anayasa 1961 Anayasası oldu.
Hemen on yıl sonrasındaki 12 Mart darbesinde Anayasa’da yapılan değişikliklerle bu konulardaki güvenceler bir adım geriye, 12 Eylül darbe Anayasası ile bir adım daha geriye, 2010 Anayasa değişikliğinde bir adım daha geriye ve 2017 Anayasa değişikliğinde de bir adım daha geriye götürülerek, yargı bugünkü durumunun içine itildi.
AKP, 2010 Anayasa değişikliği öncesinde bile, gerek yasa değişiklikleri gerek ise hükümet olarak yaptığı uygulamalarıyla yargı bağımsızlığını iktidara geldiği 2002 yılındaki durumdan daha da geriye götürmüş idi.
İktidarı döneminde devlet organlarını tanıyan, zaman içinde iktidar gücünün nerelere nasıl nüfuz edebileceğini ve dolayısıyla yargı erki üzerinden de yaptığı işlemlerle sonuç alabileceğini gören AKP; etki altında tutacağı bir yargı için Anayasa değişikliği gerektiğini görünce, Anayasa’nın yargı bölümünde önce 2010 ve sonrasında 2017 yılında değişiklikler yapılması yoluna gitti.
Gerek yasalarla, gerekse artık istediği gibi anayasal temellerini de yarattığı bu düzenlemelere dayanarak, her istediği yasayı çıkartarak, amaçladığı sonuçları da önemli ölçüde elde etti.
Bu durum hak ve özgürlükler alanındaki sorunların olabildiğince de artmasına yol açtı.
Bu nedenle, AKP’nin yargı reformu dediği düzenlemeler hiçbir zaman yargıdaki sorunları çözmedi.
Yargı, hukuk, adalet, mülkün yani ülkenin temeli olmaktan çıkartılarak, AKP’nin gücü, silahı haline getirildi.
 
AKP dönemi Anayasa değişiklikleri nedeniyle artık Anayasa Mahkemesi (AYM) ile Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) üye yapısını bütünüyle iktidar belirliyor.
Danıştay üyelerinin dörtte üçünü böyle bir yapıdaki HSK’nın, kalan dörtte birini partili Cumhurbaşkanı’nın, yine Yargıtay üyelerinin tamamını böyle bir yapıdaki HSK’nın seçtiği gözetilince, yüksek yargının tamamı, hukuka göre değil, iktidarın hukuk anlayışına, iktidara göre biçimleniyor.
Böyle bir yapıdaki HSK, yerel mahkemeler ve bölge mahkemeleri için güvence olmak ve iktidarın bu yerlere etki etmesini engellemek yerine, adeta yerel ve bölge mahkemelerini iktidarın beklentilerine göre de yönetiyor.
İktidar, yargının tüm alanlarına nüfuz edebilmek için baroları bile biçimlendirmekten, vesayet altında yargıç ve savcı örgütleri bile kurdurtmaktan geri durmuyor.
 
 
2010 ve 2017 Anayasa değişiklikleri ile artık erkler ayrılığının içi tamamen boşaltılınca zaten gerçek bir yargı bağımsızlığından söz edebilmek hiç olanaklı değil.
AKP, hukuk ve demokrasi ile çatışan yapısı nedeniyle, kendi amaçlarına ulaşabilmek için, yargıyı bir silah olarak gördü.
Bu nedenle yargı bağımsızlığını yok ederek, yargıyı istediği zaman, istediği alanda bir dipçik gibi kullandı. 
Amaçladığı bu işlemleri yargı üzerinden gerçekleştirdiğinde, yargı kararlarının bağlayıcı olması karşısında siyasi sorumluluk almadan ve siyaseten bedel de ödemeden adım adım yoluna devam etti.
İşte yargıyı bağımlı hale getirip, amaçladıklarını yargı üzerinden gerçekleştirdiğinde siyasi bedel ödemediğini görünce de, her geçen gün gerek duyduğu adımlar için reform adı altında böyle paketlerle ortaya çıktı.
Bu düzenlemelerin yanında, masumane bir kaç madde ekleyerek hep yaptıklarını gölgeledi.
Artık darbeler için, topa, tanka, tüfeğe gerek kalmadı.
Bağımsızlığı elinden alınmış bir yargı üzerinden, tank ile top ile tüfek ile yapılabilecek işlemler eksiksiz olarak gerçekleştirildi.
 
Yargı reformunu amaçlayan bir iktidarın öncelikli hedefi, Anayasa’nın yargı bölümünün değiştirilmesi olmalı.
Reform diyen iktidarın ağzından ise böyle bir söz asla çıkmadı.
 
 

Bu yazı 223 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum