METİN DEMİRTAŞ ve UMUTSUZLUK YASAK
Mehmet Özer

Mehmet Özer

METİN DEMİRTAŞ ve UMUTSUZLUK YASAK

11 Ağustos 2021 - 13:16


1983 yılının yazıydı sanırım. Mamak zindanından çıkmıştım. Kocaman boşluktu Ankara. Oysa içeride barikat çatışmaları düşleri kuruyordum. Hemen kendi boşluğumu doldurmak için mevzilere koşacaktım. Öyle değildi. Hayat teslim alınmıştı. Kavşaklarda, yol ağızlarında çevirmeler var. Korku zafer yürüyüşüyle geziyor sokaklarda. Arkadaşlarım ya içeride ya da yurtdışına gitmişlerdi. Sığınacak bir dost kapısı yoktu. Yoksul halkın evi olsun temeline terimizi koyduğumuz gecekonduların kapıları kapalıydı. Okuldaki arkadaşlar yüz çeviriyorlardı. Büyük bir yalnızlık kuşatması altındaydık. Polisin arada bir alıp dövüp bir kenara atması da cabası. Telsiz sesleri duyduğunda gecenin bekçilerinin bir kötülük için plan yaptıklarına inanır oldum. Akşam erkenden evlerine dönüyor insanlar ve evlerinin ışıkları erkenden sönüyordu. Böyle yaşamak ağrıma gidiyordu. On beş yaşımdan beri her şeyimi halkıma ve yoldaşlarıma adamıştım. Şimdi ikisi de yoktu. Ölememiştik de. Yurtdışına gitmeyi yediremedim kendime neden kaçayım ki diyordum. Ölüm insanı orada da bulur. Ama burada da böyle yaşanmaz ki. İntihar düşledim böyle yaşamaktansa ölmek yeğdir. Ama bunu da devrimci ahlakıma yakıştıramadım. Yaşamanın azap olduğu günler giderek çoğalıyordu. Filistin’e gidip kardeş halkın özgürlüğü için savaşıp ölmek tek çıkar yol buydu sanki. Filistinli yoldaşlarımla konuştum. Beni götürün sizinle birlikte savaşmak istiyorum, daha önce yoldaşlarımızın yaptığı gibi. 
Beklememi söylediler ve beklemeye başladım. Çiftlik kavşağında perdeleri kapalı bir oda bir salon bir evde beklemeye başladım. Bir şafakta ya da gece yarısında kapım çalınacak ve hadi gidiyoruz diyeceklerdi. Aylar sürdü beklemem. Bu bekleyişte zaman durmuştu sanki. Eski gazeteler ve dergiler almıştım sahaflardan. Aynı yazıları defalarca okuyordum. Bir şiir gelip durdu karşımda. Okudum, yeniden okudum, defalarca okudum. Okudukça ağlıyor yumruğumu sıkıyordum. Birkaç gün sürdü sonra yüzümdeki keder dağıldı. Kalbim göğsüme sığmıyordu. Gitmekten vazgeçmiştim. Ölmekten vazgeçmiştim. Kalacak ve savaşacaktım. Kendimi daha güçlü hissediyor ve yeniden başlamak için kavgaya plan yapıyordum. Bu akşam sizlere bu yazıyı yazıyorsam Metin Demirtaş’ın UMUTSUZLUK YASAK şiirine borçluyum, inan bana kardeşlerim. Yıllar sonra Çankaya Belediyesinin Yüksel Caddesindeki konferans salonunda söyleşiye katıldım. Metin abi oradaydı. Metin abiye öykümü anlattım. Sarıldık birbirimize ve ağladık. 
Ne kadar şiir dinletisi yaptım bilmiyorum. Ama her dinletim mutlaka UMUTSUZLUK YASAK şiiriyle bitirirdim. Cezaevlerinde, üniversite amfilerinde, fabrika işgallerinde, maden ocaklarında meydanlarda miting ve gösterilerde okudum. Her okuyuşumda yeniden sevdim yaşamayı ve yaşamak uğruna ölmeyi göze aldığım her şeyi.
Duydum ki yürek körüğüm kirpiklerini kapamış ışığa, dudakları susmuş.
Ben şimdi ne yapayım.
Metin abim kolumu kanadımı kırdın. Ama ben yaralanmış bir devrimci olarak sürdüreceğim haykırmayı. 
Umutsuzluk yasak.
Umutsuzluk Yasak
UMUTSUZLUK YASAK


UMUTSUZLUK YASAK / Metin Demirtaş
“Kar dalları örttü” 
Kavruldu en yamanı çiçeklerin 
Kalbim, katlan bunlara 
Çünkü kıştır yaşanılan 
Amansız, limansız bir kış 
Ve sarılmışız dört bir yandan
Ama düşün kalbim 
Düşün, kavgayla kazanılacak dostları 
Direnen, adressiz yaşayan dostları 
Fışkıracak ekinleri 
İlkyazla karlar altında
Ve doludizgin geçerek 
Her acıyı bir sevinçle 
Yolu yok kalbim 
Sağ çıkacağız bu acılardan
Çünkü umutsuzluk yasak 
Yılgın türküler söylemek de 
Çünkü yürüyor umudun ordusu 
Umutsuzluğu kurşuna dizerek
(Hazırol Kalbim,1970-1975)
Ölümsüz dizeler yazan nasıl ölür ki.
Bize Ölüm Yok
 
 

Bu yazı 80 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum