Pergamon/Bergama Antik Kenti
Kübra Şimşek

Kübra Şimşek

Pergamon/Bergama Antik Kenti

11 Ağustos 2021 - 12:55

Tarihi Coğrafya

Pergamon kenti Küçük Asya’nın en önemli bölgelerinden biri olan Antik Mysia’nın güneybatısı Bölgesi’nde yer alır. Bugünkü İzmir ili sınırları içerisinde Bergama ilçesindedir. Mysia genel olarak baktığımızda Anadolu’nun kuzeybatısında olup doğuda Phrygia, güneyde Aiolis ve Lydia, batıda Troas ve Ege denizi, kuzeydoğuda da Bithynia bölgeleriyle komşudur. Mysia’ nın güneybatı ucunda, kendi adıyla anılan Pergamene yöresindeki Pergamon(Bergama) Küçük Asai’ nın ve bölgenin önde gelen kentlerindendir. Denizden yaklaşık 15 km. kadar içerde olan kent, Teuthrania denen verimli Kaikos vadisinde, ırmak ve kolları Keteios(Kestel çayı) ile Selinus’ un (Bergama çayı) birleştiği yerin üst tarafındaki tepe üzerine kurulmuş olan eski bir uygarlık merkezidir. Bergama, Ege Deniz’inden yaklaşık 26 km. uzaklıkta, geniş ve bereketli olan Kaikos (Bakırçay) ırmağı vadisinin kuzey kıyısında olan bir kalenin yer aldığı bir kaya kitlesi üzerinde yükselmektedir. Kalenin doğu ve batıda kuzeydeki derin ve dik vadileri ile çevrilmiştir. Güneyde ise kademeli bir şekilde düzlüğe inen teraslar üzerinde kent gelişim göstermektedir.

Pergamon Krallığından Önce Anadolu
Pergamon adı çok eskidir ve Doğu Akdeniz havzasında, özellikle de yer adlarında iz bırakan, Yunanca öncesi bir dile aittir; Pergamos veya Pergamon bu dilde ‘’kale’’ veya ‘’küçük yerleşim’’ anlamına gelir. Kale dağında M.Ö. III. ve II. bin yıllarda Yunan öncesi bir yerleşimin varlığını kanıtlayacak hiçbir dayanak noktası, özellikle herhangi bir arkeolojik buluntu yoktur; bunun nedeni, daha sonraki yapılanmadan dolayı hiçbir iz kalmamış olmasındandır. Kaikos Ovası’nda, Pergamon Kale Dağının eteklerinde Tunç dönemine ait kırıkların bulunduğu çok sayıda prehistorik yerleşim tepesi bulunmaktadır.
Pergamon’ un kuruluşu ve adı hakkında değişik mythoslar vardır; bunlardan biri, Akhilleus’un oğlu Neoptolemos’la Andromakhe’den doğma Pergamos(Pergamon şehrinin kurucusu sayılan kahraman), Yunanistan’dan Anadolu’ya kaçar ve Bergama’nın bulunduğu yerdeki kralı öldürüp kral olur, şehre de kendi adını verir. Diğer bir anlatıma göre ise, şehrin efsanevi kurucusu Telephos’tur; Argos Kralı Tegea, kâhinlerden kızının doğuracağı bir çocuğun kendisini öldüreceğini öğrenir. Kızının çocuk doğurmasını önlemek için kızını bir gemiye bindirip denize salar. Ancak kızı Auge bundan önce Herakles ile karşılaşmış ve ondan ismini Telephos koyduğu bir çocuk doğurmuş, babasından korktuğu için çocuğu doğaya terk etmiştir. Auge’nin bindiği tekne onu Teuthrania kıyılarına getirir. Tanrıça Athena onu yol boyunca korumuştur. Auge, Teuthrania Kralı Teuthras tarafından dostça karşılanır. Kâhinlerle konuşan Telephos annesini arar ve Mysia ’ya gelir. Telephos annesini tanımaz ver nerdeyse evlenecekken bu evlilik engellenir. Teuthras onu misafir eder sonra evlat edinir. Auge kral Teuthras’ ın kendisiyle evlenir ve bir süre sonra ölünce Mysia krallığı Telephos’a kalır. Teuthrania’dan sonra Pergamon’ u kurmuş ve ilk kral olmuştu. Annesi ise Athena kültünü getirerek tanrıçanın ilk rahibesi sayılmıştı. Erken dönemlerde buraya göç eden Yunanlıların önceleri denize daha yakın Küçük Teuthrania Kalesi’ne yerleşmiş olmaları, ancak sonradan, onunla kıyaslanamayacak oranda daha iyi olanaklara sahip bulunan Pergamon Kale Dağı’na yerleşmeleri pekâlâ mümkün görünmektedir. Kazılarda ortaya çıkarılan çanak çömlek parçaları, geometrik ve arkaik dönemi göstermektedir yani 8. ve 6. yüzyıllar. Bu zamana tarihlenen kırık buluntuları ile erken dönem kent duvarlarının bir bölümü, Pergamon Kale Dağı’nda bir yerleşme bulunduğunu ve Yunan seramiğinin varlığını ispatlamaktadır; anlaşıldığına göre halkın bir bölümü, belki de en büyük kesimini oluşturan bölümü, eski Anadolu halkından meydana geliyordu.

Siyasi Tarih
Pergamon siyasi bir güç olarak tarih sahnesine Pers İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde çıkmıştı. Pergamon’un Pers İmparatorluğu idaresindeki tarihi, Pers Kralı Dareios ile oğlu Kserkses’in Aşağı Kaikos Ovası’nda Hellas’tan göçen sürgünlere toprak bağışladıkları erken V. Yüzyıla kadar gitmektedir. M.Ö. 547’de Sardes şehrine giren Persler, Lydia Krallığı’nı mağlup edince Ege Bölgesiyle birlikte Pergamon da Perslerin idaresine geçmişti. Pergamon kentini, ilk kez antik kaynaklar da M.Ö. 4.yy. başlarında Ksenophon’nun Anabasis’inden öğreniyoruz.
Makedonyalı Büyük İskender, M.Ö. 334 yılında Pergamon’un kuzeyinde ‘’Granikos Nehri kıyısında’’ yaptığı bir savaş sonucunda Persleri yenerek içinde Pergamon’un da bulunduğu Anadolu’nun büyük bir bölümünü iki yüz yıldan fazla süren Pers egemenliğinden (M.Ö. 546–334) kurtarmıştır. İskender, Anadolu’yu ele geçirdikten hemen sonra önceki Pers satraplıklarının başına vali olarak Makedonyalı subayları atamıştır.
Büyük İskender’in M.Ö. 323’teki ölümünden sonra, generallerin iktidar mücadelesinde Lysimakhos, İpsos Savaşı’nda Seleukos’un yanında yer alarak Antigonos Monophtalmos’u mağlup etmiştir. Bu zaferle birlikte Küçük Asya’da yeni güç dağılımları oluşmuş ve Lysimakhos, Pergamon’un da içinde yer aldığı bölgeye ve Trakya bölgesinin hâkimi olmuştur. Büyük İskender’in ardılları arasındaki İpsos Savaşı’ndan (M.Ö. 301) sonra Pergamon’un da yer aldığı Mysia bölgesi Makedon kral Lysimakhos’un hâkimiyeti altına girmiştir.
Lysimakhos, Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu zaptı sırasında elde edilen savaş ganimetinden oluşan hazinenin bir kısmını Pergamon’a getirmiş hazinenin muhafızlığı için ise Tieion’lu Philetairos adlı subayı atamıştır. Lysimakhos ölünce, Philetairos sözü geçen parayı kendisinde tutarak Pergamon Krallığı’nı kurmuştur.

Pergamon Kralları (M.Ö. 280-133)
Pergamon tahtında sırasıyla; Hanedan Dönemi (Dynasteia) Philetairos (M.Ö. 281-263) ve I. Eumenes (M.Ö. 263-241), Krallık Dönemi (Basileia) mensupları: I. Attalos (M.Ö. 241-197), II. Eumenes (M.Ö. 197-159), II. Attalos (M.Ö. 159-138) ve III. Attalos (M.Ö. 138-133) bulunmuşlardır.
 Philetairos M.Ö. 283-263 krallığını Marmara kıyılarına kadar genişletmiştir. Yeğeni I. Eumenes M.Ö. 263-241, eldeki toprakları koruduysa da istilacı Galatlar’a karşı haraç ödemek zorunda kalmıştır. I. Eumenes’in oğlu I. Attalos M.Ö. 241-197, Galatlara karşı başarı ile savaşarak kral unvanını kullanmaya başlamıştı. Attalos, kazandığı zaferler sonucunda soter (kurtarıcı) unvanı almıştır. Attalos sanat ve kültüre meraklı bir kişilikti. Kentin ilk güzel yapıları onun zamanında inşa edilmiştir. Pergamon yontuculuk sanatının en ünlü eserlerinden akla ilk gelen hiç kuşkusuz I. Attalos’un bizzat adadığı Büyük Galat Yontu Grubu’dur. Ölünce yerine II. Eumenes M.Ö. 197-159 geçti. II. Eumenes babasının Romalılara karşı yürüttüğü siyaseti ve ticari politikasını devam ettirdi. Roma ile kurduğu yakın ilişkilerle, Pergamon Krallığı’nı, Antik dünyanın başta gelen kültür merkezleri arasına sokar. Akropoldeki en güzel ve en önemli yapılar onun zamanında inşa edilir. Pergamon mimari ve heykeltıraşlık konusunda, Hellenistik dönemin lideri olur. Hellenistik Dönem’deki Zeus Sunağı da en önemli ve en büyük yapısının krallığın en parlak yıllarında, inşa edilmiş olması gerekmektedir. Sunağın kaidesinde bulunan büyük frizde anlatılmak istenen propaganda, tanrıların gigantlara karşı yaptıkları savaş ve kazandıkları zaferdir. Yani Pergamon’un Galatlara karşı kazandıkları zaferi simgelemektedir. Bu yapı Hellenistik Dönem plastik sanatının en önemli örneklerini oluşturmaktadır. Zeus Sunağı bu dönemde Pergamon sanat okulunun gücünü gösteren bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Dönemin en ünlü yapılarından biri olan Pergamon Kütüphanesini inşa ettirmiştir. Böylelikle bilim ve edebiyata da ne kadar önem verdiğini gösterir. Pergamon Kütüphanesi, Kaikos’a (Bakırçay) egemen bir tepe üzerinde yani bu kentin akropolünde kurulmuştur. Pergamon Kütüphanesi’ndeki koleksiyon sayısı 200.000 kitaptan oluşmaktadır. Pergamon’lu Galenos (M.S.130-200) İskenderiye Kütüphanesi ile Pergamon Kütüphanesi’nin el yazmaları elde etme konusunda birbirleriyle yarıştıklarından bahseder. Hatta İskenderiye ile Pergamon Kütüphanesi arasındaki bu rekabet o kadar ileri boyutlara ulaşmış ki; Mısır’dan Pergamon’a ihraç edilen papirüse ambargo konulmuş ve bunun üzerine Pergamon Kralları hayvan derilerinden parşömen üretimine önem vermişlerdir.  II. Eumenes’i kardeşi ve sağ kolu olan II. Attalos M.Ö. 159-138 izlemiştir. Romalılar tarafından kendisine krallığın bir bölümünün önerilmesiyle Eumenes’e ihanet edilmesi istense de o Eumenes’ e sadık kalmış ve sadakatinin karşılığı olarak Philadelphos (kardeşsever) lakabını almıştır. II. Attalos, Roma ile sıkı ilişki kurmuş Roma’nın gücüne daha çok boyun eğmişti. Selefi Eumenes zamanında bozulan Roma ile ilişkiler de II. Attalos’un sergilediği güvenirlik ve sadakat sayesinde düzelmiştir. II. Attalos’tan sonra yeğeni III. Attalos M.Ö. 138-133 geçmiştir. III. Attalos Pergamon Krallığı’nın Romalılara verilmesi vasiyetinde bulunmuştu. Bu düşüncesiyle aslında halkının huzurunu, emniyetini ve sağlığını dış saldırılara karşı güvence altına almak istemiş olmasıdır. Bu olay üzerinden fazla zaman geçmeden daha önceki kral II. Eumenes’in gayrimeşru çocuğu Aristonikos çıkmış ve hak talep etmiştir. Roma tarafından bu isyan bastırılmış ve Pergamon bir Asia eyaleti olmuştur.
Pergamon sadece askeri ve politik başarılarında ün yapmamış imar planıyla da dikkat çekmiştir. Bir Akropol kenti olan Pergamon yüksek surlarla tahkim edilmiş, Dionysos kültünün gelişmesi ile oluşan tiyatroların en dik olanı bu şehirde inşa edilmiştir. Athena Tapınağı, Dionysos Tapınağı, Zeus Sunağı, Büyük Galat Heykel Grubu, Küçük Galat Yontu Grubu, saraylar, agora, stoa, kütüphane ve propylon gibi son derece görkemli ve estetik kamusal yapılar inşa edilmiştir. Büyük Sunağın inşasına M.Ö. 180 yıllarında II. Eumenes’ in Seleukosları ve Galatları Magnesia’da kesin şekilde mağlup etmesinden sonra başlamıştır. Sunak, Athena ve Zeus’a adanmıştı. Sunağın inşası büyük ihtimalle Eumenes’in halefi olan II. Attalos’un krallığının başında M.Ö. 159’dan hemen sonra alelacele sona erdirilmiş, fakat hiçbir zaman tamamlanmamıştır. Pergamon Krallığı dönemince iz bırakmış önemli yapıdan yani Büyük Zeus Sunağı’ndan bahsedelim.

Pergamon Büyük Zeus Sunağı
Günümüzde sadece temelleri üzerinde büyük ağaçların bulunduğu Zeus Sunağı II. Abdülhamit zamanında Almanlara kaptırılmış, o dönemde değeri bilinememiştir. Carl Humann tarafından bulunan sunak Dikili limanına oradan da İzmir’e ve en sonunda da Berlin’e götürülmüş ve günümüzde Berlin müzesinde pek çok ziyaretçiyi çekerek neredeyse bir fabrika gibi gelir getirmektedir.
Sunaklar daha önce de belirttiğimiz gibi Yunan dünyasında tapınak mimarisine geçilmeden çok önceleri bile bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kutsal alanlara yapılan bu sunaklarda yapılan dinsel ayinlerde Tanrılara adaklar sunulmaktaydı. Ancak Yunan mimarisinde tapınaklar görülmeye başlayınca sunaklar da tapınakların ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Pergamon Büyük Sunak diğer adıyla Zeus Sunağı tek başına bir yapı olması ve bir de var olan tapınak sunak ilişkisinin görülmediği bir örnek olması nedeniyle oldukça önemli bir yapıdır. Sunak tek başına anıtsal bir boyuttadır ve Pergamon Akropolis’inde Athena kutsal alanı ile yukarı Agora arasında teras üzerinde yer almaktadır. Bu konumu nedeniyle de kente gelenlerin hem batıdan hem de doğudan görebilecekleri konumdadır. Konumu nedeniyle bulunduğu teras kuzey-güney doğrultuludur ve yukarı kale ile doğrudan bağlantısı vardır. Pergamon Müzesi’nin en fazla ziyaretçisine sahip olan Zeus Sunağı 120 metre uzunluğundadır ve kabartmalarıyla ünlü bir yapıdır. Bu sunak Bergama kralı II. Eumenes (M.Ö. 197-159) döneminde prestij ve tapınma amaçlı olarak mermerden yapılmıştır. Sunağın yapımına II. Eumenes zamanında başlanmasına rağmen bitirilmesi II. Attalos döneminin başlarında olmuştur. Bu yapının inşası sırasında Hellenistik dönemin en önemli heykeltıraşlarının çalıştığı düşünülmektedir. Bu büyük sunak duvarlarında sanat değeri olarak emsalsiz kabartmaların ve heykellerin olduğu antik çağdan kalan anıtsal mimari yapıları arasında önemli bir yere sahiptir. Bu sunak aslında bir zafer anıtı olarak yaptırılmıştır. Bergama kralının Galatlara karşı M.Ö. 165-156 yılları arsında kazandıkları zaferleri ölümsüzleştirmek için baş tanrı Zeus ve onun savaş ve akıl tanrıçası olan kızı Athena’ya adanmış bir eserdir.
Sunak, II. Eumenes’in Galatlara karşı kazandığı Kaikos savaşı sonrasında yapılmıştır. Arkeologlar sunağın alt yapısını bütünüyle çevreleyen Tanrılar ile Gigantlar arasındaki savaşı anlatan Gigantomakhia sahnesi aslında Galatların savaşını anlattığını düşünmektedir. Savaş tanrıçası Athena’nın zafer getireceğine hatta Zeus’un da yıldırımları ile yardım edeceğine inanan Pergamonlular bu nedenle tapınağı zafer sonrasında Zeus ve Athena’ya adamışlardır.

 Büyük Friz (Gigantomakhia)
Frizin uzunluğu 28.78 metre olup 118 plakadan oluşmaktadır. Bu yüksek kabartmalarda mitolojik sahneler, gerçek tarihi olaylara gönderme yapacak şekilde ele alınmıştır. Ele alınan konu, tanrıların gigantlara karşı yaptıkları savaş ve kazandıkları zaferdir. Aslında bir varoluş ve yok oluş mücadelesini anlatmaktadır. Tanrılar tarafından yer altına hapsedilmiş olan Gigantların, yeniden yeryüzüne çıkarak yönetimi tanrılardan almak istemesi sonucu çıkan savaş anlatılmıştır. Burada tanrılar Pergamon’u, Gigantlar ise barbar Galatlar’ı simgelemektedir. Yani iyiyle kötünün mücadelesi, iyinin kötüye galip gelmesi, aydınlığın karanlığa, bilgeliğin cahilliğe karşı mücadelesidir. Pergamon’un Galatlar’a karşı olan mücadelesi ve medeniyetin barbarları yenmesi mücadelesi anlatılır. Olympos’un ünlü tanrıları yanında, mitolojik açıdan onlara yakın olan başka varlıklarda aynı safta yer alıp gigantlara karşı savaşmaktadır. Gigantların bir kısmı insan görünümlü bir kısmı hayvanlara ait organlarla karışık betimlenmiştir. Bu yapı Hellenistik Dönem plastik sanatının en önemli örneklerini oluşturmaktadır.
Hellenistik Dönem’de, ‘onur’ kralı kral yapan bir etkendi. Bu nedenle hükümdarlar, kentlere gösterişli yapılar, gymnasionlar, okullar, festivaller, agoralar gibi kendi prestijlerini artıracak yapılar veya etkinlikler inşa ettiriyorlardı. Böylelikle hem kendi propagandalarını yapmış oluyorlar hem de ünlerine ün katmış oluyorlardı. Yaptırdıkları görkemli yapılar onların gücünü temsil ediyordu. Kültür ve sanata önem verip önemli bilim adamlarını, filozofları, şairleri saraylarında çalıştırmışlardır. Pergamon’da en önemli yapılardan olan Büyük Galat Yontu Grubu, Küçük Galat Yontu Grubu, Büyük Zeus Sunağı, Pergamon Kütüphanesi gibi dönemine damga vurmuş önemli yapılar inşa ettirmişlerdir. Pergamon’u uyguladıkları inşa programıyla kenti yenileyip daha görkemli hale getirip üne kavuşmasını sağlamışlardır. Heykeltıraşlık alanında çağa damgasını vuran nitelikte eserler vermiştir. Heykellerinde de barok üslubu görmek mümkündür. Pergamon kralları adına festivaller düzenlenmiştir. Zaferleri önemli adak anıtlarıyla kutlanmıştır. Attalos hanedanının kralları, kültürlü ve ileri görüşlü sanat koruyucusudur. Pergamon’u sanat merkezi haline getirip dönemin çağdaş merkezleriyle yarışmıştır. Pergamon krallığı özellikle geride bıraktığı Pergamon şehri, kütüphanesi ve de heykeltıraşlık eserleri ile Helenistik dönem ve sonrasındaki dönemlere birer örnek olmuş ve burada yaratılan Pergamon ekolü her zaman canlılığını korumaya devam etmiştir. Pergamon Antik kenti 2014 yılında UNESCO Dünya Miras listesinde yer almıştır.

Haber:  Arkeolog ve Araştırmacı Gazeteci Kübra Şimşek
 
 

Bu yazı 347 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum