PANDORA'NIN KUTUSU
Cem Toker

Cem Toker

PANDORA'NIN KUTUSU

15 Ekim 2021 - 12:00


Geçtiğimiz hafta, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) 3 Ekim 2021’den başlayarak Pandora Belgeleri adı altında yaklaşık 100 ülkeden binlerce zenginin servetlerini, kendilerine sızdırılan yaklaşık 12 milyon belgeyi inceleyerek, milyarlarca doları hangi yollardan ülke dışına çıkardıklarını yayınlamaya başladı.
Bu belgelerde, siyasetçi, işadamı, sporcu, sanatçı gibi 220 kadar Türk şahsın ve şirketlerinin adının geçtiği de iddia edilmekteydi.
Basına yansıyan isimlerin şimdilik, biri hariç tümü AKP döneminde dünyanın en çok devlet ihalesi kazanmış şirketleri ve sahipleriydi.
Diğeri de kamu bankasından, yani milletin parasından 750 milyon dolar kredi çekip, “geri ödemiyor” iddialarına yanıt veremeyen holdingin sahibiydi.
Öte yandan iddialar arasında, parasını yurt dışına kaçıranların, o paralardan kimliğini bilmediğimiz birilerine 100 milyonlarca dolar “bağış” yaptıkları iddia edildi.
Tüm bu iddialar karşısında, vasat zekaya sahip bir insan çarkın şöyle işlediğine karar verir.

  1. Önce kamu ihale yasası yaklaşık 200 kere şahsa veya şirkete göre değiştirilir.
  2. On yıllarca hazine garantili geri ödemeli, on milyarlarca dolarlık dev ihaleler belli şahıs ve firmalara verilir.
  3. Milletten toplanan vergiler, on milyarlarca dolar, bu şahıs ve firmalara “hazine garanti ödemesi” olarak aktarılır.
  4. Bu şahıs ve şirketler devletten aldıkları milyar dolarları yurt dışı vergi cennetlerine aktarılır.
  5. Para yurt dışına çıkartıldıktan sonra da, yurt dışında yüz milyonlarca dolarlık gayrimenkuller alınır hatta 100 milyonlarca dolar birilerine bağış olarak aktarılır.
Burada yasa dışı bir faaliyet de söz konusu değildir. Her şey kanuna uygundur.
  • “İhale yasası senin için değiştirildi” deseniz, o da “Milletin seçtiği TBMM, milli irade öyle istedi diye değiştirdi” dese kim ne diyebilir?
  • “Paranı yurt dışına göndermişsin” deseniz o da yasalara uygun.
  • “Bunu vergi vermemek için yapmışsın” deseniz, “o parayla yeni şirketler kurdum” diyecektir ki, o da yasalara uygun.
O halde Türk yargısı, eğer konunun üstüne giderse, “paranı neden yurt dışına kaçırdın” konusunun değil, “o parayı hangi yollardan kazandın, ihaleye fesat karıştırdın mı, çektiğin krediyi nerede nereye harcadın, neden geri ödemedin” konularının üzerine gitmelidir.
Öte yandan toplamda on milyarlarca doları yurt dışına kaçıranların amacı kamuoyuna “vergi kaçırmak amaçlı” diye yansıtıldı.
Ben bir başka açıdan buna da katılamıyorum.
Dikkat edilirse, söz konusu şirketlerin neredeyse tümü, iktidar tarafından “milyarlarca dolarlık vergi affına uğratılan” şirketlerdir. Zaten vergi vermeyen adam vergiden niye kaçsın?
Mesela, Azerbaycan diktatörü Aliyev, Ürdün Kralı Hüseyin, bu yollarla paralarını yurt dışı cennetlere neden kaçırsınlar.
Diktatörler, krallar vergi öderler mi? Ülke zaten onların.
Kanaatimce, bu kişiler yarın bir gün rejimimiz devrilir de, ülkeden kaçmak zorunda kalırsak, hayatımızı yurt dışında ikame ettirecek, güvenli bir yerlerde bol paramız olsun endişesidir.
Tarihte bunu yapmayan diktatörlerin sonu hazin olmuştur. İran Şahı Pehlevi, Humeyni rejimi öncesi ülkeden kaçtı, Mısır, Fas, Bahamalar, ABD ve Panama’da yaşayarak ve sefalet içinde öldü.
Uganda diktatörü yamyam İdi Amin de, Suudi Arabistan’da öldü.
Türk yargı sisteminin içinde bulunduğu durum dahil, tüm bu gerçekler çerçevesinde, Pandora Belgeleri sonrası Türkiye’de hukuken veya siyaseten bir şeyin değişeceğine inanmak çok istesem de inanamıyorum.
Daha önce Vikileaks, Man Adası Belgeleri, Paradise Belgeleri ile ortaya çıkan benzeri olası kanunsuzluk, yolsuzlukların da ülkede siyaseten hiçbir şeyi değiştirmediği, muhatapların tek kelime etmeyip, konunun üstünü örttükleri gibi.
 
 

Bu yazı 158 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum