BİZİ ALKIŞ KORUMAZ


Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “kişinin kendisine, bir başkasına, grup veya topluluğa yönelik kasten uyguladığı ve sonucunun ölüm, yaralanma, gelişimsel bozukluğa ve psikolojik zarara yol açan veya açması olası fiziksel güç ve tehdit" olarak tanımlanmaktadır.

Sağlıkta şiddet, çok yönlü olarak ele alınması gereken bir konudur. Temel nedenler, özellikle televizyonda her gün onlarca şiddet sahnesi seyrederek şiddetin içselleştirilmesi, sorunların sanki şiddet kullanarak çözülebileceği algısının yaratılması, toplumsal olarak ilişkilerin yozlaşması sonucu, her ne olursa olsun “güçlü olanın haklı olduğu” fikrinin yaygınlaşması, açıkça konuşma, dinleme ve empati alışkanlığının eksikliği olarak belirtilebilir.

Bu duygu ve dürtüler neden sağlıkta şiddet olarak ortaya çıkmaktadır?
Sağlık sisteminde işleri gereği son temas noktası olan, sadece sağlığı değil devleti temsil eden sağlıkçılar, hastalık, sakatlanma veya ölüm olayı ya da tehdidi nedeniyle, korku, keder, isyankarlık, gerginlik, panik, endişe, ağrı, bitkinlik vb. olumsuz duygular yaşayabilenler, alkolizm, madde bağımlılığı veya psikiyatrik bozuklukları bulunabilen, ayrıca bilgisizlik veya yönetenlerin yanlış yönlendirmeleri sebebiyle aşırı beklenti içinde olan vatandaşlarla karşı karşıya kalabilmektedirler.
En modern hastaneleri açtık söylemlerinin beklentileri arttırması sonrası, alt yapı ve donanım eksiklikleri, personel yetersizliği veya yanlış yönetilen randevu sisteminden kaynaklanan beklemeler, uzayan kuyruklar, geciken randevular, boş yatak bulunamaması, sosyal medyada gerçekleri yansıtmayan haberler ve bunun sonucunda beklentisi artan hastalar için asgari konforun sağlanamaması, yöneticilerin iltimas ve adam kayırmacı davranışları, yeterli eğitimi olmamasına rağmen seçim benzeri özel zamanlarda kadroya alınan ve hastane gibi çok özel bir ortamda çalıştırılan, iletişim konusunda bilgisi olmayan personel ve en önemlisi bireylerin silah taşıma serbestliği ve hastanede sınırsız dolaşma özgürlüğü, sağlık çalışanlarının şiddetle karşılaşmasına sebep olmaktadır.
Sağlık çalışanları her ülkenin en değerli kaynağıdır. Sağlık çalışanları ön cephede mücadele verenlerdir. Pandemi sırasında gördüğümüz gibi evinden, ailesinden uzak kalıp, gece gündüz demeden halkın sağlığı için çalışan, hastalanan ve hatta yaşamını yitiren sağlıkçılar, fiziksel ve zihinsel yorgunluk, zor triyaj kararları, hasta ve meslektaşlarını kaybetmenin acısı ve enfeksiyon riski ile karşı karşıyadır.
Hükümetlerin sağlık emekçilerini sadece konuşlandırılacak piyonlar olarak değil, insan olarak görmeleri hayati önem taşımaktadır. Sağlık çalışanlarının her ortamda her türlü güvenliği sağlanmalıdır. 
Yönetenler de evinde otururken özellikle bu günlerimizde cephede 24 saat savaşan sağlık çalışanlarını koruyacak ve motive edecek olan "sağlıkta şiddeti önleme yasa teklifi”nin eksik de olsa TBMM’de onaylanması, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi hususunda cezaları arttırıcı ve caydırıcı içeriği ile önemli bir adımdır.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen biz sağlık çalışanları her zaman, eğitimini en iyi şekilde almış olduğumuz bu kutsal görevi ifa etmeye, şartlar ne olursa olsun, nefesimiz yettiğince yeminimize bağlı kalarak halkımızın sağlığını korumak için özveriyle çalışmaya devam edeceğiz.
Ancak kabul edilemez bu şiddetin son bulması için öncelikle sağlık emekçilerine hak ettiği mesleki itibar yeniden kazandırılmalıdır.